Makale

Roma Hukukunun Sürekliliği: Soyutlama, Ekonomik Formlar ve Siyasi Esneklik

Eren Paydaş



Siyasal otoriterleşme/rakipsizleşme süreçlerinde, ilk çözülen çoğu zaman kamu hukukudur. Yetki sınırları, denetim düzenekleri ve hak güvenceleri aşınırken, mülkiyetin devri, borcun icrası, teminat rejimleri ve şirketler hukukunun gündelik işleyişi dönüşümler geçirip elastikleşse de, kamu hukukunda olduğu gibi açıktan bir çözülme ile baş başa kalmaz. Özel hukukun bu kapsamda geçirdiği dönüşümler (Katharina Pistor’un “Sermayenin Yasası” eserinde görülebileceği üzere) başlı başına bir araştırma konusu olsa da, bu hukuk alanının siyasi iktidar ile arasındaki ilişkinin bir tür özerkliğe sahip olduğu açıktır. Zira rejim keyfileşse dahi, piyasa ve mülkiyet ilişkilerinin belirli bir hukuki güvenlikten yararlanması ve bunun sistemli ve bir iç rasyonaliteye bağlı biçimde gerçekleşmesi zorunludur. Bu noktada, özel hukukun siyasi iktidar karşsındaki dayanıklılığı bir istisna değil, iktidarın yönetilebilirlik koşullarından biri haline gelir. Bu dayanıklılığın tarihsel ve kavramsal kaynaklarından birisi olarak Roma hukuku ise, yalnızca bir miras değil, ekonomik ilişkileri öngörülebilir ve icra edilebilir kılan bir soyutlama rejimidir.